Veda Zamanı

Posted: Şubat 22, 2012 in Karalamalar

Bundan tam 3 ay önce Zarakol İletişim Hizmetlerine bağlı Zarakol 2.0/Digital de staja başlamıştım. Sektöre girmeye karar verdiğimde aslında ne kadar da geç kaldığımı zaman geçtikçe anladım. Kendimi bir yaşlı delikanlı olarak addetmem 29 yaşında olan biri için  fiziksel olarak ne kadar doğru bilmiyorum ama hem çalışma ortamındaki yaş ortalaması hem piyasada bu işe yön veren kişilerin yaşları düşünüldüğünde gayet geç bir yaş gibi duruyordu. Öncelikle hayatı boyunca pek çok iş değiştirme durumunda kalmış öyle ya da böyle bazı  işlerde tutunamamış veya isteksiz olmuş olan biri olarak ne kadar da doğru karar verdiğimi geçte olsa anlamış oldum.

Erkeklerin kadınlara oranla geç olgunlaştığı ve geç yaşta bir yerlere- eğer arkadan destek yoksa-geldiği zaten bilim adamları tarafından kanıtlanmış bir durum. Bu 3 aylık staj döneminde sosyal ve dijital  medyayla alakalı pek çok dergi,  web siteleri, teknoloji siteleri, blog siteleri karıştırdım ve sektöre yön veren kişileri tanıma fırsatı buldum. Çok sıkıldığım zamanlarda oldu,çok keyifli anlar geçirdiğimde oldu. Bunun yanında Yeni Rakı Haftasında operasyon görevlisi olarak gayet keyifli bir o kadar da soğuk bir gece geçirdim. Üstümde emeği geçen benden yaşça küçük ama bilgi olarak büyük arkadaşlarım Erdem Baltacı ve Erdal Erdoğdu ya özellikle teşekkürlerimi iletmek istiyorum. Bundan bir kaç sene sonra bu  iki arkadaşı bir ajans sahibi veya üst düzey bir yönetici olarak görebileceğimizin garantisini verebilirim. Bana gelince bundan sonraki süreç ne gösterir hiç bir fikrim yok kendime bir şeyler kattıkça, daha fazla okudukça ve araştırdıkça daha fazla insanla tanıştıkça bir yerlere gelebileceğimi düşünüyorum.

Bilgi ve tecrübe sahibi olmadan sadece internet dünyasında değil, iş dünyasında bir yerlere gelmeniz ve istediğiniz hayatı yaşayıp hedeflerinize, hayallerinize ulaşmanız mümkün değil.Umarım bu yazıyı yazdığım şu günden sonraki bir 5 yıllık süreçte tekrar bu yazıyı okumak için geriye döndüğümde bazı hedeflerime ulaşmış olurum.

O zaman Mark Zuckerberg i başarıya götüren 6 nedeni buradan bir kez daha yazalım;

Hırs, Öngörü, İş bitiricilik, Azim, Şans ve Zamanlama

Kontrol edilemeyen hangisi mi?

Tabii ki şans ve zamanlama. Sanırım her şeyden öte bu hayatta şansa ihtiyacımız var.

Giderayak verebileceğim bazı site linklerini paylaşmanın faydalı olacağını düşünüyorum. Umarım bu sektöre girmek isteyen  herkes bu ve bunun gibi siteleri ziyaret eder, okur, öğrenir ve özümser.

Site : http://sosyalmedya.co/

http://www.webrazzi.com/

http://mashable.com/

http://www.sosyalmedyahaber.com/

http://www.efbes.com/

Blog:

http://www.erdalerdogdu.com/

http://www.teakolik.com/

Sosyal Ayrımcılık Ağı

Posted: Şubat 1, 2012 in Sosyal Medya

Bugün, ofise geldiğimde  her sabah yaptığım gibi  sosyal medya da neler olmuş neler bitmiş diye internette sörf yaparken müdavimi olduğum Mashable sitesinde bir haber dikkatimi çekti.Amerika New york orijinli bir sosyal ağ sitesi olan, linkini de vereyim  https://www.sparkology.com/ adlı site 1200′e yakın kullanıcısıyla yayın hayatına başlamış.Buraya kadar her şey normal gözüküyor fakat terslik bu siteye sadece “elit” insanların kayıtlarının kabul ediliyor olması.Elitlik kriteri de Yale,Duke,Harvard,Princeton,Rice,Virginia gibi vs.gibi saygın üniversitelerden mezun olmuş,genç,itibarlı,seçkin tipler olmak.Sitenin mottosu da Quality, Exclusivity, and Selectivity.Yani dışarıdan iyi veya kötü bir üniversiteyi bitirmiş,veya bitirememiş ama kendini iş hayatında yetiştirmiş,bilgi birikimi yaratmış kişiler olman bu sitede kabul edilmene yetmiyor.Sitede Dating edemiyorsun tam manasıyla.Ayrımcılık deyince aklınıza sadece ırksal ayrımcılık gelmesin.Tam bir kast sistemi mantığıyla hareket eden bu ve bunun gibi sitelerin yarın öbür gün artmayacağını kim garanti edebilir.İnsan olmak kavramının geri plana atılıp para,ün ve itibarın size güzel bir eş veya kız arkadaş sağlayacağı,halktan olmak kavramının yerin dibine sokulduğu bir yöntem.He siz inekler ders çalışmaktan kafanızı kaldırıp hatun yapamıyorsunuz ama biz size yardımcı olalım mantığıyla da hareket edilmiş olabilir.Fakat bunu siteyi ziyaret eden herhangi bir vatandaşın gözüne soka soka yukarıda bahsettiğim 3 kelimeyi ortaya koymaları da pek güzel olmamış açıkçası.Günümüz toplumunda  paran,itibarın ve zekan varsa güzel bir eş bulmak için dating sitelerine  gerek duymazsın.Onlar zaten seni hep bulurlar!.Çok iyi bir üniversite veya kolej mezunu da olmanıza gerek yoktur. Her şeyi denemeye meraklı olan ben bu siteye üyelik talebi yolladım:D. Çoğu Türk genci gibi sonuç alamayacağımı biliyorum.çünkü zincirlerden belkide en büyüğü eksik.Siz siz olun insanlara ayrımcılık yapmayın gün gelir onlara muhtaç olursunuz.

 

 

Embrace of Thorns - Praying for Absolution

Blogumda ilk müzik yorumumu yapmak Embrace of Thorns a kısmetmiş.Aslında 2012 albümü gibi dursa da aralık sonu gibi piyasaya çıkmış olan bu albüm 2011 sene sonu içinde şu ana kadar çıkmış en iyi eski kafa işlerden biri diyebilirim.Daha önceki ürünleri beni pek çekemese de bu sefer çıkardıkları full-length ile Yunanistan piyasasının ne kadar gaddar olduğunu bize bir kez  daha kafamıza vurarak gösteriyor.Praying for absolution sizi iliklerinize kadar üşütebilir.In Somberness Purified ile paralel evrenlerde gezintiye çıkabilirsiniz.Her zaman hoşlandığım güçlü,organik davul soundu ile rüzgar misali esen gitar soundu bu albümü çekici kılıyor.Dead Congregation dan tanıdığımız Anastasis in EOT un bu seviyeye gelmesinde çok büyük etkisi var diye düşünüyorum.Zira tek bir eleman girişi ile( Bursasporun Ertuğrul Sağlamla ilk senesindeki gibi) bir grubun bu kadar ivme kazanması gerçekten takdire şayan diyebilirim.Favorilerim:Praying for Absolution,In Somberness Purified,A Mass for fiends Forlorn ve Serpent’s Mark

Facebook bildiğiniz üzere 2004 yılından bu yana en popüler sosyal ağ sitesi olarak varlığını sürdürüyor.Socialbakers istatistiklerine göre Türkiye 31 milyona dayanan user sayısıyla(10 milyon civarı fake account) dünya da 6.sırada yer alıyor.Aslında bundan yaklaşık 8 ay önce bu listede 3.sıraya kadar çıkmıştık.Peki insanların facebook kullanım oranlarında bu durağanlığın sebebi nedir?.Bu soruyu eminim ki iş arkadaşınız,kardeşiniz,eşiniz,akrabanız kısacası bu sosyal medya networküyle ilgilenen bütün yakınlarınız soruyordur.Benim görüşüme göre bunun en büyük nedeni insanların facebook u özellikle myspace in düşüş yaşadığı 2007 sonrasından itibaren çok çabuk ve seri bir şekilde tüketmesi ,artık site içerisinde yapacak pek bir şey bulamamasıdır.ilkokul arkadaşları bulundu,gruplar kuruldu,paylaşımlar yapıldı ve tüketildi.Site içi yapılan yenilikler özellikle büyük tartışma konularına neden olan timeline uygulaması da bunun yanında kafaların karışmasına vesile oldu.Aslında moda deyimi de tam burada devreye giriyor.Moda olan her şey eninde sonunda yerini başka bir modaya bırakmaz mı?.2004-2007 yılı arası myspace in altın çağıydı çok hızlı ve keskin bir düşüş yaşadı.300 milyon kullanıcısıyla müzik severlerin ve entellektüel kesimin ilgisini çekiyordu.Ama site içerisinde küçük rötuşlar yapacağına çok büyük değişikliklere gitti ve şu an google+ ın üstünde can çekişiyor.Bende yaklaşık 1 yıldır aktif olarak kullanmıyorum.Facebook şu an hala popülerliğini sürdürüyor.Özellikle geçmiş dönemdeki akıllı politikaları varlığını daha uzun süre koruyacağı ve hissettireceğinin göstergesi .Markaların müşteriyle bire bir ve maliyetsiz şekilde sayfa içi iletişimi,ürünlerin tanıtımı bu sayede web sitesinden daha fazla ziyaretçi çekebilme özelliği,müşteri şikayetlerinin anında cevaplanması,online chat özelliği,twitterda da mümkün olan ünlü isimlerle yazışma ve bilgi alma fırsatı,oyun aplikasyonları vs.
Google plus çok ciddi bir atılım yapmak üzere şimdiden 62 milyon kullanıcı ile sektörde bende varım demek istiyor ve önümüzdeki bir yıl içinde” the social network wars” adlı filmi izleyebiliriz

Sağlıcakla kalın..

24 Ocak’ın Yarattığı Hüzün

Posted: Ocak 24, 2012 in Güncel

Bundan tam 19 yıl önce Uğur Mumcu’yu vahşi bir saldırıda kaybetmiştik.O gün ülkede olup bitenler hakkında çok fazla bilgi sahibi olmadığım gibi  açıkçası çocukluğun vermiş olduğu ilgisizlikle sadece anne ve babamın yorumlarını hatırlayabiliyorum ama üstümde ne kadar bir etki bıraktıysa televizyondaki görüntüleri asla unutamam. Tam 19 yıldır bu cinayet çözülemediği veya çözülmek istenmediği gün gibi ortadadır. Uğur Mumcu çatır çatır konuşmasının bedelini paramparça edilerek ödedi.Kısacası odanın karanlıkta kalan bölgesinin lambası  gibiydi. Hırsızlığın, yolsuzluğun, vurgunun, emperyalistlerin korkulu rüyasıydı. Kimlerin onu öldürdüğünü bugün sadece gelip geçen hükümetler biliyor. Terrör mü,ergenekon mu,hizbullah mı..

Aslında bu isimler çokta önemli değil önemli olan onun düşüncelerinin yok edilmeye çalışılmasıdır. Sonuçta hepsi aynı amaca hizmet eden unsurlar değil mi? Bugün beni üzen gazete tirajlarında başı çeken haber sitelerinde bu olayın yer almamasıdır amabir komedyenin eşinin hamile olması haber değeri taşıyor bu ülkede. “Ben görmüyorum, duymuyorum, bilmiyorum” a giden bir 2000 li yılları yaşıyoruz. Apolitikleştirme,medya maymunlarını oynama,vahşi bir para kazanma hırsı, aman sendecilik, sadece seks ve eğlence hayatı odaklı bir yapı. Ne söylenebilir ki? Tamda istenilen bir düzen. Mideniz kaldırıyorsa afiyet olsun!!!

Bugün takdir ettiğimiz, sadece doğru haber anlayışına sahip  kanalların bile internet siteleri Televole ye dönmüş, herkes eğleniyor, herkes mutlu. Etek altı muhabbetler gırla. Komedyenler, şarkıcılar geride hafif bir gülümseme bırakırken, yazarlar, şairler ve düşünce adamları geride dilden dile aktarılan  kulaktan kulağa anlatılan ve hatırlanan fikirler, sayfa dolusu kitaplar bırakırlar.

24.01.1993 zalimler pusudaydı, bedenim paramparça, geride kalan kitaplar ise hala raflarda!

Okumaktan anlayanlara…

Lefterin Ardından…

Posted: Ocak 16, 2012 in Karalamalar

13 Ocak 2012 tarihinde  ebediyete uğurladığımız Lefter abi hakkında bir yazı patlatmadan edemedim.Kendisi kişiliği,efendiliği,futbolculuğu ile Fenerbahçe ve türk futbol tarihinin yetiştirdiği en özel kişilerden biriydi.Fenerbahçeyle tam 480 maça çıkıp 323 gol atmış,oyunun her iki yönünüde çok iyi oynayabilen günümüz futbolunun gerekliliklerini daha o zamanlar yapabilen bir futbolcu ve spor adamıydı Lefter.Hagi gibi,Maradona gibi,Socrates gibi o da teknik direktörlük kariyerinde pek de başarılı olamamış bir efsaneydi.Bir Fenerbahçe taraftarı olarak kendisine bu zamana kadar  bir UEFA, bir Şampiyon Kulüpler Kupası şampiyonluğu hediye edilmesi gerekirdi diye düşünüyorum ama nasip mi olmadı diyelim,şansızlık mı diyelim,yoksa takımın ve ülke futbolunun dünyada ki konumundan mı diyelim, bu rüya gerçekleşemedi.Dün Can Dündar’ın Milliyet Gazetesindeki Lefter ile ilgili  köşe yazısını okumanızı tavsiye ederim.Lefter genç yaşlarda,Rum olmasından ötürü maruz kaldığı davranışlara dem vuruyor.17 yaşında askere gitmek zorunda kalışı,kendisine “gavur” denilip evinin basılması vs..Bunlar aslında bugün dahi yoğun bir  biçimde gündemimizde olan adeta kanayan bir yara.İnsanları Rum,Kürt,Laz,Çerkez diye ayırmak.. Olmayacak vergilerle onları göçe zorlamak .Yıllardır süregelen anlamsız bir nefret.İnsan bu kadar güzel bir insana bu yapılır mı diye kendi kendine sormadan edemiyor.Ben bildim bileli ada sakini Rumlar,Ermeniler tam bir insanlık örneği azınlık olmalarına rağmen kötü muameleye maruz kalırken,katakulli yapmayı ve soymayı alışkanlık haline getirmiş bir takım çevreler her zaman el üstünde tutuldular.

bit.ly/wFyECR  Sevgili Can Dündar’in yazısını bu linkten okuyabilirsiniz..

Son olarak; Bitti kalem,

Doldu defter,

Nur içinde yat Lefter.

202

Posted: Ocak 12, 2012 in Güncel

Şu an saat 10.28 ve ben ilk blog yazımı yazıyorum.Üst başlıktada gördüğünüz gibi konu başlığım 202.Diyeceksiniz sabah sabah sen manyakmısın neden yukarıya 202 yazdın?.Şu hayatta bana 202 rakamı sadece ama sadece iett bostancı-taksim otobüs hattını hatırlatıyor.İşe başladığım kasım ayının(tarihi tam hatırlamıyorum gerçekten) ortasından itibaren bu hattı kullanıyorum.Çok  şükür otobüsün görüntüsü veya şoförüyle ilgili bir sıkıntımız olmadı şu ana kadar, ama içeriği hakkında bir takım sıkıntılarım var.Efendim öncelikle koltuklar o kadar dar ki sığamıyoruz yani gün geçtikçe daha da obezleşen türk insanı kabına sığamaz oldu.Az yemek yemeye çalışın demek istiyorum ama dört bir yanı,her caddesi, her sokağı dönerci olan bir şehirde şişmanlamamak altın madalya kazanma sebebidir.Özellikle hanımlarımız lütfen daha dikkatli olalım.Aynaya hiç mi bakmıyorsunuz.Lobut gibi en arkaya dizilen insan güruhu zaten sabahları uyumak için can atan ben denizi iyice zıvanadan çıkarıyor.Soğuk kış günü o kalın elbiselerin içinde havalanmak üzeresiniz.Ama yetkililer de otobüs tasarlarken 2 koltuk arası mesafe ve yakınlığı iyi hesaplaması gerekiyor.Şundan eminim ki 2012 yılında ortalama türk insanın boyu saptanan verilerle alakası yok.Vatandaşa hizmeti işkence haline çevirmemek gerekiyor.Eve dönüşte yoğun trafik ortamında delirme ve koltukları kemirme seviyesine gelen türk insanını biraz daha rahatlatmak gerekmez mi?.Kuş tüyü yastık,yorgan istemiyoruz ama koltukların biraz daha mesafeli ve geniş olması gerekiyor.Birde otobüslerdeki anons sistemiyle alakalı olarak şunu söylemek istiyorum.Yağmurlu ve soğuk bir akşam vakti eve dönüşte gayet işe yarayabilecek bir yöntem.Ama bunu sabah vakti aktif etmek ne kadar doğru? veya aktif olan bir şeyin düzgün çalışmasını sağlamak gerekmez mi?.